18 Temmuz 2011 Pazartesi

bu da eski


Otobüsler. Ama halk otobüsleri ya da şehirlerarası olanlar değil sadece belediyeye ait olan ve otobüsün motorundan veya yürüyen aksamından başka pek de bir şeyi umursamayan bir devlet memuru tarafından dekorasyonu ve diğer bir çok detayı pek de sahiplenilmemiş, herkesin -en azından benim tanıdığım herkesin- bindiği otobüsler. Bunlarda garip hiçbir şey yoktur aslında. Bazıları yeni bazıları eskidir o kadar. Hepsi aynı saatlerde nerdeyse aynı temizlikte ve görünümdedirler.
Halk otobüsleri için de geçerli gibi gözükebilir bu sahiplenilmeme durumu fakat onların gerçekte bir sahibi vardır ve kiracı konumundaki ev sahibi şoför ve biletçi için sorumluluğu somutlaştıran bu adamlar, belediye otobüslerinde hissettiğiniz misafirlik duygusu yerine en kısa zamanda inmenizin gerekliliğini biletçisi ve şoförünün tavırları aracılığıyla hissettirirler size. Belediyenin otobüslerinde misafirlikteyken halk otobüslerinde alışveriştesinizdir. Bir şey satın almadıkça hoş karşılanmayacak olan müşteri otobüse binip ödemeyi yaptığı andan itibaren başka bir şey satın almayacaktır ve artık hoş karşılanmamaktadır. Belediye otobüsündeyse otobüsün  sadece yürütülmesinden ve onu gözetmekten sorumlu olan şoför için varlığınız hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Kamusal bir alandır yolcu için otobüs.  İçinden yürüyüp geçtiği sokak gibi ortaktır. Yolcunun oturuşunda ya da duruşunda oraya ait olduğuna dair bir güven vardır ve yine aynı güven oranın ne kendisine ne de otobüste bulunan bir başkasına ait olmayışının verdiği eşitlik hissiyle pekişir. Kimsenin ayakta kalmadığı bir yolculuk sırasında gidilen yerlere aynı hızda giden yolcular için artık tüm şartlar eşittir ve kimse bir diğeriyle(inme anını saymazsak) rekabete girmeden ortak bir kayıtsızlığı paylaşır. Yolculuğun kaderi onların elinde değildir ve bunu kabullenmiştir her yolcu. Ama halk otobüsünde hep bir tedirginlik mevcuttur insanlarda çünkü belli bir saate yetişmeye çalışan otobüs şoförü sizi sağdan sola vurabilir ya da daha çok yolcu almayı amaç edindiyse şayet bomboş yolda yürüyenler tarafından geçilecek kadar yavaş seyredebilir. Ya işte buraya” olaya dahil olabilirsin aslında” gibi bi kaç zevzek cümle daha eklediğimi varsayın, bitti söyleyeceklerim, bundan sonra yazsam amerikan yazarlarına dönerim, kalsın işte böyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder